Yol Trip

Yol Trip

Kaykay turu aklınızda, tadı ve kokusu kalan özel bir deneyimdir. Sbc kaykay takımından Yusuf Duran, Furkan Kaplan, Cengizhan Bayır ve Ziyan oluşumundan dostları ve aşağıdaki videoyu ve fotoğrafların hazırlanmasında büyük katkısı olan görsel sanat deha potansiyeli taşıyan İzzet Biçer ile İstanbul, Bandırma, Bursa, İzmir yollarında Sbc ailesinin diğer üyelerininde katıldığı macerasına tanık olacaksınız. İyi eğlenceler.

Cengizhan Bayır: Aslında her şey Yusuf’un (TM) bir gece beni aramasıyla başladı; ayağım sakattı ve dolayısıyla çok da yükselmemiştim ilk tur fikrini duyduğumda ama tayfaya olan inancım ağır bastığı için kabul ettim, en kötü ihtimal Şehr-i Dert İstanbul’dan uzaklaşmak için bir fırsattı. Apar topar bir şekilde ilk konuşulduktan iki gün sonra eşyalarımızı topladık ve yola koyulduk. Rotamız Bandırma, Bursa, İzmir ve tekrar Bandırma’ydı.Bandırma’ya ilk indiğimiz an o noktada iki gündür uyumuyordum, hava 3 dereceydi ve ayağım sakattı o yüzden oturduğumuz çılgın Türkçe rap playlistli o kafede İzzet’in babasından arabasını almasını beklerken (Shout out Erdem Biçer❤) aklımı çok sorguladım. Bandırma’da birşeyler çektikten sonra bir tık daha gaz olduk hepimiz ve Yeşil Bursa’ya doğru yaylandık ki airbnb de gayet düzgün gözüken evimiz gerçekte Trainspotting’de ki bir ev replikası gibiydi.O noktada artık boşvermişliğin ve anı yaşamamın getirdiği rahatlığı hissettim.Bursa gerçekten kaykay için iyi bir şehir, spotların genelde yakınlığı, caddeleri ve temiz havası insanı motive ediyor.Heykelde lokal kaykaycılarla ve takım arkadaşımız Cemal’le (Cemal Başkurt) ledgede kayarken ruhları senkronize etme deneyimi çok iyiydi çünkü aslında (Herkes bunu söylese de ne kadar bilincinde bilmem) bu ülkede bu işi yapan bir avuç insanız, direkt bir ortak nokta, Cemal ve Bursa’nın diğer kaykaycıları kesinlikle gelecek vaadeden tatlı insanlar daha çok dikkatı hakediyorlar. Ertesi gün bir okulda kaymaya gittik ve zaten orada kayacağımızı duyan çocuklar bizden önce ordaydı ama kovulduk, gazlar tam düşerken son taktik altgeçit dedik ve Yusuf, Furkan, İzzet üçü de spotu öldürdü.Sonraki durağımız İzmir’e giderken fena bir yağmura kaldık ve dikkatsiz tır şöförleri (Pilot hep İzzet-Copilot değişmeli ben ve Yusuf) bizden bir kaç iyi diss parçası kopardılar. Bu noktada tur kendini sarsıntılı, medcezirli ama bir o kadar da eğlenceli tanımlamıştı ve ne bekleyeceğimizden çok emin değildik sanırım. İzmir’e ayak bastığımız an baya mutlu oldum çünkü bütün tur orda kaymak için ayağımın durduğu milimetrik açıları ve yapacağım sargıların, kremlerin hesabıyla geçti, kayamadım ama sadece orda bulunmak bana yetti çünkü arkadaşlarımın şehir şehir gezip gittikler spotlarda yaratıcılıklarını konuşturup onların bu anlarını kendi gözümden gösterebileceğim bir proje olması da mental anlamda beni gazlıyordu.Fethi Sekin (Huzur içinde yatsın) Parkı,Beşiktaş Meydan 2.0 gibi bir şeydi ve meydanda kayanınız bilir özellikle iş çıkış saatinde çekilmez olur ama gelgelelim nacizane şehrimiz İzmir’de bütün günümüz orda geçerken geçen insan sayısı dördümüzün ellerimizin parmak sayısını geçmez.Bizimkiler o spotu da ağlattıktan sonra ertesi gün Bostanlı’da yeni yapılan parka gittik ve SBC takımımdan farklı farklı şehirlerden Ahmet Eren,Maly(rapgod),Beko,Onur ve diğer lokal arkadaşlarla çılgın bi toplanmaca yaptık. Herkesin orda olmasının yaydığı o iyi enerji kesinlikle kendini yaptığımız video’da hissettirdi, yaparken çok eğlendik.Artık İzmir’e ve dolasıyla Bandırma’ya arabayı bırakıp, İstanbul’a döneceğimiz için tura veda ederken sanki çok uzun bir zamandır turdaymışız gibi hissediyorduk.O kadar alışmıştık ki bitmesini kimse istemiyordu.Bu süre içerisinde çok iyi kaykay döndü, başımız bir ton belaya girdi ama çözmeyi öğrendik, insanlarla, kendi aramızda ve kendimizle daha iyi kaynaştık. Hatta daha şahsi konuşmam gerekirse döndüğümden beri kafa yapımda çok şey değiştirdim. İstanbul hızıyla sizi çok kolay hipnoz haline sokabilen bir şehir ve sanrım büyük konuşmayayım ama günlerce bir şey için çabalayıp üretken olmanın verdiği rahatlamayı tattım.

Uzun lafın kısası dediğim gibi bu kaykay işini burda yapan bir avuç insanız ama yine de olmamız gerektiği kadar bir olamadık hiç bir zaman. Bu tarz projelerin olayı sadece sonunda çıkacak üründen ziyade, insanları bir araya getirmesi.Burdan bu yazının çıkacağı platforma yani SBC’ye ve ayriyeten Bedirhan Ceylan’a teşekkür etmek istiyorum hem bana, bize inandığı hem de herkesin çekildiği ve ölmeye bıraktığı bu sektörün ruhunu kaybetmemesi için gösterdiği çabadan ötürü. Bir sonraki turda umarım hepinizle denkleşiriz ve fotoğrafları/videoları beğenirsiniz.

 

Leave a Reply